Çarşamba, Mayıs 16, 2007
Greenspan Effect
Federal Reserve System (FED)'in eski baskani ihtiyar kurt Alan Greenspan finans cevrelerinin hala sik sik duymaya alisik oldugu bir kisilik. Her ne kadar emekli olmasindan sonra kirsal bir yoreye cekilip domates, patates yetistirecegi tahmin edilmis olsa da, su en yakin zamanda yaptigi bir aciklama bile Cin borsasi'nin allak bullak olmasina yetmisti.
Baskanligi suresince yaptigi aciklamalar ve cogu zaman siradisi gorulen kehanetleri ilgili kisiler tarafindan hizlanan kalp atislari ve soluklar esliginde izlendigi soylenir. Cunku agzindan cikacak bir cift soz birbirine entegre olmus olan tum dunya ekonomileri uzerinde etki yaratabilecek gucte oldugu dusunulurdu ve bu etki 'Greenspan effect' olarak finans literaturune gecmistir. Peki ''durun!! eller yukari, faizler asagi'' silahini saymazsak nedir bu Greenspan'in bildikleri ve koca bir dunyanin bilmedikleri? Birileri kulagina birseyler fisildiyor olmali yasli kurda...
Bugun, master tezi calismalarim sirasinda Donald Kohn'e ait ''Central Bank Talk: Does It Matter and Why?'' isimli cok ilginc bir makaleyi okudum. Makalede Federal Open Market Committee (FOMC) ve zamanin baskani Alan Greenspan'in yazili ve sozlu aciklamalarinin bazi ekonomik degiskenler (piyasa faiz oranlari, borsa, vs.) uzerindeki etkisi incelenmis. FED'in piyasalara yaptigi aciklamalari ve verdigi sinyalleri 3 baslikta toplanmis. Bunlar; FOMC aciklamalari, Greenspan'in yillik savunma raporu(nasil denilir turkce'de testimony) ve Greenspan'in ulu orta yaptigi konusmalar. Sonuc su ki; FOMC ve Greenspan'in duzenli olarak sundugu acikmalar iktisadi ajanlar(bunlar oyle gizli kapakli ajanlar degil) tarafindan dikkate deger bulunuyor ve belirli derecelerde iktisadi degiskenler uzerinde anlamli bir etkileri var. Ancak Greenspan'in herhangi bir periyodik gidisat izlemeyen, ''aman verimlilik dusecek, kacin gidin'' tarzi aciklamalari piyasa guclerinin pek onemsedigi yok gibi. Gerekce olarak 14 yil icinde 123'u bulan konusma sayisi ile artik bir noktadan sonra isin suyunun cikmis(diluted) olma durumu sunuluyor. Ben begendim valla bu sonucu. Bizim atamlarimiz konusmanin azalan marjinal faydasini Kohn'den cok once bir cumleyle izah etmisler: ''az konus, adam sansinlar.''

Etiketler: ,

 
Gonderen Cenk at 9:03 ÖS | Yazinin Linki | 0 Yorumlar
Stephen G. Cecchetti

Gecen pazartesi Hollanda Merkez Bankasi'nda (DNB) arastirma seminerleri programi cercevesinde duzenlenen bir sunuma gittim. Acikcasi hayatimda ilkkez bir merkez bankasinin icine girip kolidorlarinda dolasmis olmanin heyecani sardi. Digerlerini bilmem ama bu bankanin ici bir modern sanat muzesinden farksizdi. Duvarlardaki resimler, etrafa yerlestirilmis heykellerle kafamdaki karamsar ve fazlasiyla ciddi merkez bankasi imaji direk silindi diyebilirim.
Neyse konuya geleyim: DNB bu seminer programi icin Amerika'nin unlu iktisat profesorlerinden Stephen Cecchetti'yi uzerinde calismakta oldugu ve yeni yayinlanacak bir makalesini sunmak ve fikir alisverisi yapmak uzere Hollanda'ya davet etmis. Makale ''Financial Development, Consumption Smoothing, and the Reduced Volatility of Real Growth'' ismini tasiyor ve temel iddaasi su: Finansal gelismeler kisilerin finansal kredi pazarlarina girisini kolaylastirmistir ve bu tuketim uzerinden bir gecis mekanizmasiyla GSMH buyumesinin volatilitesini azaltmistir. Tezin detaylarini yukarida verdigim linkten makaleye ulasarak okuyabilirsiniz ama ben burda farkli bir konuya deginmek istiyorum:
Daha once birkac kez bilimsel calismalarin yapim asamasinda oldugu siralarda yasanilan gorus alis-verislerine ve tartismalara sahit olmustum ama bu kez calisma sahibi Cecchetti'nin elestiriler karsisindaki tutumu ve onerileri dikkate alisi son derece etkileyiciydi. Siradan bir lisans ogrencisi yada meslektasi olan bir profesor olsun, tum elestirel yaklasimlari dikkatlice dinleyip kendi icin gereken notlari aldiktan sonra bu kisileri nazikce yanitlayarak hocalarda ve bilimadamlarinda herzaman gorulemeyen mutavaziligini sonuna kadar surdurdu. Insan yukseldikce kuculur derler ya bu soz Cecchetti'ye cok yakisir bence.

Etiketler: ,

 
Gonderen Cenk at 8:34 ÖS | Yazinin Linki | 0 Yorumlar
Pazartesi, Ocak 22, 2007
Gelismis Avrupa Ulkelerinin Sektorel Emek Verimliliginin Yakinsamasi
Labour Productivity Convergence of Advanced European Countries Across the Industries

Labour productivity convergence among the Advanced European countries
is highly important to see the effect of economic integration across
them. Especially in 1980s, integration of relatively less developed countries
like Spain, Portugal and Greece can be expected in favour of them to catch
up these industrialized countries. Instead of looking at labour productivity in
the whole economy, we test this convergence among the Advanced European
countries for individual industries. We have provided an introduction to
classical economic growth and labour productivity convergence approaches
then an empirical study of sectoral labour productivity convergence among
the Advanced European countries showed that, in stead of observing the
economy as a whole, there is still convergence among the countries across
the individual sectors.

click here to download paper(labour_productivity_yurtsever.pdf)
-------------------------------------

Yukarida adi gecen calismada 14 gelismis avrupa ulkesinde ozellikle son 25 yil icerisinde saglanan ekonomik entegrasyon cabalari ile emek verimliliginde herhangi bir yakinsamanin olup olmadigi arastirilmistir. Uygulamali calisma gostermistir ki, ulkeler arasinda toplam sektorlerin emek verimliliginde bir yakinsama oldugu gibi sektorel bazda da kuvvetli bir yakinsama gozlemlenmistir. Bu durum neoklasik buyume modelinin sonuclari ile tutarli bir durum sergilemektedir.
Ilginizi ceker yada isinize yarayabilir umuduyla yaptigim calismayi buraya koyuyorum. Indirmek icin buraya tiklayin. (calisma ingilizcedir.)

Etiketler: ,

 
Gonderen Cenk at 12:32 ÖS | Yazinin Linki | 0 Yorumlar
Cuma, Aralık 08, 2006
Afrika Ekonomisi'ne Bakis
Afrika'nin ekonomik durumu genelde ekonomik buyume konusunda yasanan bir cokuntu hatta felaket gibi gorulur. Kisi basina dusen gelir durumuyla dunya'nin en fakir bolgelerinin basinda genelde Afrika ulkeleri gelir. Peki bu durumun temel sebebi ne olabilir?
Ulkelerin ekonomik gelismelerini aciklamak konusunda ulkedeki yerlesik ''enstutulerin'' onemini vurgulayan Daron Acemoglu'nun calismalari pekcok soru isaretine tatmin edici cevaplar verebilecek boyuttalar. "The Colonial Origin of Comparitive Development: An Empirical Investigation" adli calismasi ekonomi literaturundeki en carpici makalelerden biri. Bu makalede batili devletlerin kolonize etmeye calistiklari yillarda karsilastiklari gucluk ile bu ulkelerin suan ki ekonomik buyumeleri arasinda ters yonlu ve anlamli bir iliski bulunmus. Genel mantik soyle: Batililar geldikleri yerlerde fazla direnisle karsilasmayip az sayida askeri kayip verdiklerinde buralarda ''bati tipi'' enstutulerin kurulmasi daha kolay olmus. Bu erken zaman enstutuleri kendisini takip edecek guncel enstutulerin var olmasina ve bu guncel enstutulerde suan ki ekonomik buyumenin saglanmasina zincirleme sebeb olurlar.
Aslinda yaklasimdan soyle basit bir sonuc cikarmak mumkun: ''Bakin dedik size, beyaz adamin sakasi olmaz diye. Tasla sopayla kovacagin yerde beyaz adami biraksaydin sana guzel guzel bati tipi enstutuler kursaydi belki bugun boyle surunmezdin.''
Bu sonucu fakir afrika'lilar her halde ''ahh ulan elim kirilsaydi da direnmeseydim bu beyaz kafali adamlara'' diye degerlendirebilir. Ama ote yandan bu dostlarimiz icin biraz olsun umut verici olan bilimsel bir calisma Jan-Pieter Smits tarafindan ''Economic Growth and Structural Change in Sub Saharan Africa Druring the 20. century: New Empirical Evidence and Outlook to 2030'' ismiyle kaleme alinmis. Eldeki verilerin yardimiyla yaptigi analizde pekcok afrika ulkesinin kolonize olmadan onceki yillarda ciddi anlamda ekonomik buyumeyi yasadigini ve bunu varolan kendi dinamikleri icinde gerceklestirdigini ortaya koyuyor. Yani bizde ki ''Muhtac oldugun kudret damarlarindaki asil kanda mevcuttur '' tipi bir durum.
Afrika'lilarin ekonomik gelisme konusunda beyaz adama ne kadar ihtiyaci olup olmadigi tartismali bir konu ama 2030 icin varilan ongoruler pek de ic acici sayilmaz. Yapilan tahmine gore sub Saharan bolgesinde 2030 yilinda kisi basi gelirin ortalama 1400$ civarinda olacagi soylenmis. Hizli ekonomik buyume trendlerin yasandigi 21. yuzyil baslangicinda, bu durum Afrika ile gelismislik farkinin daha da acilacagini gosteriyor.

Etiketler: ,

 
Gonderen Cenk at 4:36 ÖS | Yazinin Linki | 1 Yorumlar
Pazartesi, Kasım 13, 2006
Yumurta - Tavuk Hikayesi: Emek Verimliligi ve Ekonomik Buyume Uygulamasi
Bir ulkenin ekonomik buyumeyi saglayabilmesi icin yapmasi gerekenler listesi farkli buyume modellerinde farkli sekillerde ifade ediliyor. Ekonomik buyume acaba kontrol edilebilir bir degisken mi, eger oyleyse bu buyumeyi saglamak icin neler yapilmasi gerekli?
'' Labor Productivity as a Determinant of Economic Growth: An Empirical Comparison of The Economies of Advanced Countries with Turkey'' adli yeni bir makale calismasiyla hasir nesir olmaya basladim. Turkiye'de ve Avrupa'da emek verimliligi artisi ve ekonomik buyume arasindaki iliskiyi incelemekle bu aralar zaman geciriorum.

Yandaki grafik 1970 ve 2005 yillari arasinda Turkiye ekonomisine ait Gayri Sagi Milli Hasila ve Emek Verimliligi buyume trendlerini gosteriyor. Acikca goruldugu gibi iki degisken arasinda nerdeyse birebir ortusen bir iliski var. Bu herhalde ekonomik buyume saglamaya yonelik olarak emek verimliliginin ne kadar onemli oldugunu ortaya koyuyor.
Analizi bir adim oteye goturup yumurta-tavuk hikayesindeki iliskiyi incelersek goruyoruz ki durum biraz sasirtici gibi. Granger Nedensellik Testinin (Granger Causality Test) sonuclarina gore Turkiye icin emek verimliliginin buyumeye sebeb oldugu gorulurken Avrupa Ulkeleri icin tam tersi bir durum istatistiksel olarak anlamli bir bicimde ortaya cikiyor. Yani Avrupa ulkeleri buyudukce emek verimliliklerinin arttigini goruyoruz.
Suan bu durumun izahi icin kafa yormaya ve arastirmaya basladim, sansliyim ki blogumu takip eden ve bu konuda fikir yurutebilecek cok sayida dostum var. Sizce bu durumun izahi ne olabilir?

Etiketler: ,

 
Gonderen Cenk at 1:55 ÖS | Yazinin Linki | 5 Yorumlar
Perşembe, Ağustos 17, 2006
ABBA'dan LED ZEPPELIN'e - Müziğin Temel Mikroekonomi Dersleri İçin Kullanılması
İktisat'ın herşeyi açıklamaya çalışan ve nerdeyse herşeye bulaşan emperyal yapısı içinde pekçok sorular ve yanıtlar aranırken, iktisat eğitimde de pekçok yeni metod arayışları sürüyor. Bunlardan en ilginç olanlarından biri başlıktan da anlayacağınız gibi müziğin iktisat ekonomi eğitimi için kullanılması: Son derece parlak ve biz öğrenciler için keyifli olacabileceği düşünülebilecek bir durum aslında.
Joshua C. Hall ve Robert Lawson'ın "From ABBA to Zeppelin, Led: Using Music to Teach Introductory Microeconomics" adlı bilimsel çalışması bu fikrin pratik uygulamasını içeriyor.
İktisat eğitiminin amacının, temel olarak olaylara iktisadi bakış açısı kazandırmak olduğu belirtiliyor. Bu amaç doğrultusunda her yol mubah denilmiş nerdeyse. Bunların içinde kulaklıklarınızı takıp yüksek bir sesle "Ice Cube" dinlemek bile dahil. Bahanemiz hazır: "Eee baba gördüğün gibi mikroekonomi çalışıyorum"...
Çalışmada temel olarak seçilen bazı rock parçalarının sözlerinden yola çıkarak, ikame mal, tam rekabet, fiyat farklılaştırması gibi konu başlıklarına örnek olaylar ele alınıyor. Daha sonra öğrencilerden parçaların sözlerinden geçen durumlar karşısında yorumlar isteniyor. Tabiki bir iktisatçı gözüyle. Hall'ın iddaasına göre , bu davranış tarzı zamanla olayları iktisadi bir eleştirel gözle görmek konusunda yardımcı oluyor. Örneğin bir öğrencinin araçlar için kullanılan ATM'lerde (drive-off ATM)'lerde neden körlerin kullandığı kabartmaların varolduğunu sorgulaması gibi. Yani herşeyi sorgulayan ve ekonomik optimizasyon peşinde koşan politik iktisadın avukatları.
Çalışmada varılan sonuca göre, şarkı sözleri başlangıç seviyesi ekonomi eğitimde kullanılabilir. Pekçok söz aslında arayıp da bulamayacağınız bir sosyal laboratuar ortamı sunuyor bizlere. Bu örneklere elbette Türk müziğinde rastlamak da mümkün.
Bu makaleyi okuduktan sonra itunes'da müzik dinlemenin artık benim için daha yorucu ve düşündürücü olduğunu söylemem gerek. Bu deneyimi yaşamak isterseniz makaleye bir göz atın derim.

Etiketler:

 
Gonderen Cenk at 1:24 ÖS | Yazinin Linki | 2 Yorumlar